İstasyon
Duvara yaslanmış son treni bekliyordu, yüzünde hafif gülümseme , dünyaya küfreder bir ifade ile mavi gözlerini kırmızı saçlarından kurtarıp yüzüme baktı. "Tren ne zaman gelecek ? " cümlesi düştü kırmızı boyalı dudaklarından. Yerdeki tozlu mermerli zemine sonra da beyazlaşmış teninden fırlamış mavi gözlerine baktım. "bilmiyorum" dedim . Susuzluktan çatlayan dudaklarımla. Kalem kaşlarını çattı , küçük ve narin burnuyla biraz öfkeli bir nefes aldı. Ben öfkesi ile sert bir çıkış yapmasını beklerken . O, masum bir ifadeyle fısıldadı telaşından. "yaralısın" dedi. Yaramın olduğunu görmüştü.
Beyaz mermerli duvarın önünde yere koydu sonra bastırdı sıcacık küçük kırmızı boyalı elleriyle. Soğuk bedenimi bırakmışken , dudaklarım kıpırdayamadı bile . Ruhumun teslimini tesadüfi denk geldiğim bu hanım geciktirmişti . Zamanım varken kendimi zorlayıp titreyen ellerimle duvara dayandım ve ona dedim ki " korkma yarın tekrar iyi olacağım ". Şaşırdı ve beni hafifçe yere bıraktı. Sonra üzerindeki beyaz tişörtünü çıkarıp , yırttı. Yaramın üstüne sardı. " Nereden biliyorsun iyileşeceğini?" dedi. Üşümekten titreyen çenesiyle konuşmaya çalışıyor ve anlamaya çalışıyordu beni. Son kez gücümü toplayarak paltomu çıkarıp üstüne sardım . Benim için soğuktan ölmesinin bir mantığı yoktu çünkü. " Arkamdan , atılan üç kurşun vardı. Birincisi isabet etti , doğrulacak gücü bulduğumda ikincisi ve üçüncüsü art arda çıktı namludan ikincisi sıyırdı ve üçüncüsü karavana." dedim. "Yani?" dedi. Son var olan gücümle ona yaklaşıp kulağına fısıldadım "dün , bugün ve yarın"...
Yorumlar
Yorum Gönder