Sîna-Mrû
Yıkılma anı sanki . Kendimi toz parçalarına ayrılmış hissediyorum . Birisini tanıyorsunuz , tam ruh eşiniz diyorsunuz . Aptal bir sınav için aralığın soğuğunda sizi çıplak salıveriyor dışarıya. Üzerinden aylar geçiyor dersinizi aldığınızı zannediyorsunuz. Online bir oyunda kafanızı dağıtırken bir başkası sizi buluyor. Sağlam adımlarla ilerlerken , evli olduğu gerçeğine bile körlemesine bakarken "akıllandım" diyorsunuz. Salaksınız efendim " SALAK ! " . Boşanma vaadleriyle sizi yiyip içiriyor. Kaba bir dille " aşınızı , işinizi , evinizi " sağlıyor. Onun sizi sevdiğini sanarken sizi jigolo yerine koyduğunu farkedip kaçıyorsunuz. Sizden aldığı şeyleri ise boşveriyorsunuz. Herkes şehir dışında neler yaptığınızı size sorarken siz , eskiden olduğu gibi yalan söylemeye devam ediyorsunuz. Hala Akıllanmıyorsunuz. Birisi geliyor , güveniyorsunuz ve herşeyinizi ona veriyorsunuz. Aldığı gibi kaçıyor. Öğrenmiyorsunuz hala . Aşk'a inanıyorsunuz . Çünkü , onun saf olduğuna insanların kırılmaması gerektiğine , güvenin olması gerektiğine , saygının güven kadar gerekli olduğuna inanıyorsunuz. Çocuk Oyuncağı olmadığına inanıyorsunuz . Sadakat sevgi biliyorsunuz. Özen gösteriyorsunuz . Sevdiğinize dair olan şeyleri hep canlı tutmaya çalışıyorsunuz. En kırılgan parçadan bile daha kırılgan bir şey ile uğraştığınızı biliyorsunuz. Bağınızı daha da güçlü olmasını istiyorsunuz. Yaşadığınız aşk'ın insanlara örnek olmasını istiyorsunuz. En mükemmelini istemiyorsunuz asla , mükemmele en yakınını istiyorsunuz. Karşılıklı sevginin güzelliklerini biliyorsunuz. Sizi ağlatanın ne olduğunu biliyorsunuz , "Emekleriniz" . Birlikte yaptığınız her tırnak ile kazıma darbesi . Derken , babanız sizi kendi yöntemleriyle emr-i vaki dediğimiz tabir ile tanımadığınız birisiyle evlendirmeye çalışıyor. Herşeyi önceden görerek mutlu olamayacağınızı biliyorsunuz ve üzmeden ayrılmaya çalışıyorsunuz. Süpriz ! Babanızla kanlı bıçaklısınız ve aşktan anlamayan kötü birisiniz . Sevemezsiniz çünkü sevmek için herhangi bir sevgiye , güvene , bağa vs. sahip değilsiniz. Çünkü , bütün eskileriniz herşeyinizden azar azar almışlar. Ve artık hiçsiniz. Yapacağınız veya güveneceğiniz herhangi bir şey yok , neden yok , niçin yok , yarınınız bile yok . Bu gün bir intihar mektubu yazsanız , gönlünüz rahat içiniz ferah hani , ama ona bile takaatiniz yok bu bir bahane aslında . Çünkü siz zaten çok kere intihar etmişsiniz. Ne kumarlar oynamışsınız düşüncelerinizle hepsinin farkına varıyorsunuz. Büyümüşsünüz aslında hem de çoğu büyükten daha büyük. Bu gün hala geleneği devam ettiriyorsunuz. Artık tek eğlenceniz olarak kalmış içki , içiyorsunuz . Bunu unutmak için yapmıyorsunuz aslında kendinizi toplamak için yapıyorsunuz. Hiç bir başarınızda yanınızda bulunmayan ailenizi de çok iyi tanıyorsunuz. Yalancı arkadaşlıklarıda. Kaderi de , kederi de iyi biliyorsunuz. Sevinmeyi mutlu olmanın yoksunluğunda. Bu gün söz verin kendinize ve yarın bir başka davranın kendinize . Çözüm sözü verin. Tutamasanız bile kendinize verdiğiniz sözü , tekrar verin aynı çözüm sözünü tutamadığınız gün . Tekrar ve tekrar , bitip tükenip " BIKTIM ARTIK ! " , dediğiniz yerde utanmadan tekrar verin. Sizi unutanların bir gün sizi hatırlayıp döneceği heyecanı ile mesaj kutunuzu kontrol etmekten vazgeçin. Sizi üzenleri bulundurmayın yanınızda onlara tek bir şans bile vermeyin. Herşey olmadan önce oturun ve sadece tek bir kere iyi yönlerini değil , kötü yönlerinizi birlikte konuşsanız yeter. Gerçek başarının altında mutlu olmak vardır. Mutlu olun.
Bazı yazılar uzun bile olsa bir şeyler anlatırlar . Ve her yazı sabrınızı kontrol eder , algılarınızı açar , bakış açınızı genişletir. Buradaki en yüksek açı "360" değildir istediğiniz kadardır , görebildiğiniz kadardır.
Elimi tut evlat , kalk ayağa mutlu ol . Bu güne kadar yapması zor olanları başarmadın mı zaten? tekrar başar , tekrar , tekrar ...
Ölene kadar tekrar tekrar mutlu ol. Ruhunu ayakta tut yeniden üret ve kazan huzuru.
Selametle...
Yorumlar
Yorum Gönder